HABERLER

HEKİMLERİN MALPRAKTİS SORUMLULUĞU


HEKİMLERİN MALPRAKTİS SORUMLULUĞU

Malpraktis sorumluluğu ya da hatalı tıbbi müdahale sebebiyle sorumluluk çeşitli hukuk disiplininin kapsamına girer. Bu açıdan hatalı müdahale sonucu ceza hukuku bağlamında taksirle yaralama, borçlar hukuku bağlamında tazminat sorumluluğu ve idare hukuku açısından idarenin tazminat sorumluluğundan bahsedilecektir. Bunlar dışında hatalı tıbbi müdahale sebebiyle meslek örgütleri tarafından disiplin cezası da uygulanabilir.  

Hekimlerin sorumluluğu belirlenirken hatalı tıbbi müdahalenin olup olmadığı özellikle incelenmelidir. Şöyle ki, hekimlerin meslekleriyle ilgili olmasına karşın hastaların kişisel bilgilerini paylaşmaları, gerçeğe aykırı rapor vermeleri, meslek sırlarının ifşa edilmesi gibi hukuka aykırı eylemlerde bulunmaları durumunda bu fiiller malpraktis sorumluluğu kapsamında değerlendirilmez. Bu halde hekime bu fiillerle ilgili yaptırım uygulanır. Aynı şekilde bir hekim bir kişiyle sokakta tartışarak onu yaralasa burada herhangi bir kişi için süreç nasıl işleyecekse hekim için de öyle işler. Bu açıdan hekimler, hatalı tıbbi müdahale dışındaki eylemleri bakımından ilgili kanunlara uymakla yükümlü ve bu kural veya yasakların ihlali halinde sıradan bir vatandaşın yüzleşeceği aynı yaptırımla yüzleşeceklerdir.

Tıbbi Müdahalenin Hukuka Uygun Olma Koşulları

Hukuka uygun bir tıbbi müdahale karşısında hekimlerin hukuki ya da cezai sorumluluğu olmaz. Ancak bir tıbbi müdahalenin hukuka uygun sayılabilmesi bazı koşulların bulunması gerekir.

1.Tıbbi Müdahalenin Varlığı

Tıbbi müdahale, yetkili tarafında tıp biliminin kuralları çerçevesinde teşhis, tedavi ve koruma faaliyetlerinin bütününe denir. İlaç araştırmaları tıbbi müdahale kapsamında değerlendirilmez. Bu halde şartları varsa Türk Ceza Kanunun 90.maddesinde ifade edilen insan üzerinde deney suçu oluşur.

Tıbbi müdahale Tıbbi Deontoloji Tüzüğünün 13.maddesinde, hekim ya da diş hekimi bilimsel kurallara göre teşhis koyar ve gerekli tedaviyi uygular, şeklinde tanımlanmıştır.

2.Tıbbi Müdahalenin Yetkili Kişi Tarafından Yapılması

Bir tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu o müdahaleyi yapan kişinin tıp mesleğini yapmaya ehil olmasıyla da ilgilidir. Bu durum sadece hekimler bakımından geçerli değildir. Başka bir ifadeyle örneğin sadece röntgen teknisyenin yapabileceği müdahale başka biri tarafından yapılırsa tıbbi müdahale yetkili kişi tarafından yapılmadığından hukuka aykırı olur.

3.Rıza

Uygulamada aydınlatılmış onam, aydınlatılmış rıza şeklinde de ifade edilen rıza kavramı, tıbbi müdahalenin hukuka uygunluk koşulları bakımından belki de en önemlisidir. Gerek Türk Ceza Kanun’unda gerekse de Türk Medeni Kanun’unda rızanın hukuka aykırılığı ortadan sebeplerden olduğu ifade edilmiştir.

Rızanın geçerliliği de birtakım şartlara bağlıdır. Rızayı veren kişinin rıza açıklama yeteneğinin olması, rıza vereceği husus da bilgilendirilmiş olması ve rıza vereceği hususun tasarruf edebileceği bir husus olması gerekir. Bu ifadelere açıklık getirmek gerekirse örneğin küçük bir çocuğa yapılacak tıbbi müdahalede çocuk rıza açıklama yeteneğine sahip olmadığından velayet hakkına sahip kişilerden rıza alınması gerekir. Aynı şekilde mevcut yasalara göre Türkiye’de ötenazi yasaktır. Bu halde kişinin rızası olması böyle bir eylemi hukuka uygun hale getirmez. Bunun sebebi ise, kişi tasarruf edemeyeceği hususa yönelik rıza göstermiştir ve bu rıza yasalar önünde hukuka uygunluk sebebi sayılmaz.

Ülkemizde ölüm anının belirlenmesinde beyin ölümü kıstas olarak alınır. Bu kapsamda beyin ölümü gerçekleşen bir kişinin yaşam destek ünitesinden çıkarılması ya da halk arasında ifade edildiği üzere fişi çekildiğinde bu durum hukuka aykırılık teşkil etmeyecektir.

Ayrıca hastanın tedaviyi reddetme hakkı vardır. Ciddi, ölümcül bir hastalığı olan kişinin dahi tedaviyi reddetme hakkı vardır. Bu halde kişinin rızası hilafına herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Aynı şekilde tedavi amacı taşımasa da estetik operasyonlar bakımından hastanın rızası hukuka uygunluk sebebidir.

Hekim ameliyat sırasında başka bir bölgeye müdahaleyi gerekli görürse hastanın o bölgeye müdahalesi için rızası alınması için geçecek süre hastanın sağlığı bakımından tehlike oluşturacaksa müdahalede bulunabilir. Bu durumda esas mesele müdahalenin hastanın sağlığı için zorunlu olmasıdır.

Rızanın Aranmadığı Haller

Bazı koşullarda tıbbi müdahale için rıza aranmaz. 1982 Anayasa’sının 17/2 maddesinde tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı ifade edilmiştir. Başka bir ifadeyle bu hallerde kişinin vücut bütünlüğüne rızası dışında dokunulabilir.

Hasta rıza açıklayamayacak durumda ve rıza verecek başka kimse de yoksa bu halde rızanın varlığı varsayılır. Aynı şekilde kamu sağlığı için gerekli hallerde rıza olmadan müdahale yapılabilir. Bu hususa örnek olarak, Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 57.maddesinde kolera, veba, karahumma gibi hastalıklar bakımından kişinin rızası olmadan müdahale yapılması öngörülmüştür.

Tıbbi Hata Nedir?

Hata, hastaya zarar verebilen ya da vermeyen sapma olarak tanımlanmaktadır. Teşhis ve tedavi sürecinde hekimin hasta ile ilişkilerinde hata olarak kabul edilen hususlar şunlardır;

>Hekimin hasta ile olan iletişiminde eksiklikler hata olarak değerlendirilir. Bu kapsamda hasta bilgilerinin yanlış alınması, bu sebeple hastaya yanlış dozda ilaç uygulanması, hastaya telefonla bilgi alma ve verme örnektir.

>Hekim uzmanlık alanı dışındaki hususlarda müdahalede bulunmamalı ve uzmanlık alanı dışında kalan konularda uzmanlardan yardım almalıdır.

>Hastanın aydınlatılmış rızasının bulunmaması durumunda hekimin malpraktis sorumluluğu doğar.

>Hekim tıp biliminin gereklerine göre tanı konabilecekken tanı koymamışsa bu halde malpraktis sorumluluğu doğar.